6 Mart 2015 Cuma

YENİ SİNEMA

YENİ SİNEMA



          İlan: Bu gece Yeni Sinema’da gözyaşlarıyla izleyeceğiniz “Vurun Kahpeye”filmini büyük fedakarlıklarla getirtmiş bulunuyoruz. Gelin, görün, göz yaşlarınızla izleyin.

          Benim çocukluğum Muğla/Köyceğiz’de geçti. Daha doğrusu beş yaşına kadar Ula, Marmaris, Yatağan.. Tabii bu üç yer ile ilgili zihnimdeki kareler çok, çok az; hele Ula için hiç!.. 1941 yılında Ula’da doğmuşum, altı ay sonra babam Marmaris’e tayin edilmiş, tam hatırlamıyorum, her halde iki, üç yıl sonra Yatağan.. Yatağan’ın ilçe oluşuymuş!. Zor; ama gerçek şu: Marmaris ve Yatağan’a ilişkin üç beş kare var zihnimde; asıl Köyceğiz.. Lise birden itibaren yedi yıl İzmir, sonrası ve halen İstanbul; İstanbul’da bulunuş her halde elli yıl oldu. Bu durumda çocukluk anılarım ile ilk delikanlılık dönemlerim Köyceğiz’de!.. Bu nedenle Köyceğiz önemli; kendimi Köyceğiz'li hissederim: İlk çocukluk aşkı ve ilk gençlik öpücüğü Köyceğiz’de.. Bir gün yazacağım diye tutturduğum; “Yeni Sinema;” Köyceğiz’e özgü..

          O yıllarda; Köyceğiz ufacık bir ilçe idi, 800-900 nüfuslu; çağdaş yaşam için hiçbir 
şey yok; ama Mustafa Kemal sevenler yurduydu dersek hata etmiş olmayız!
          Akdeniz yanıbaşımızdaymış; fakat gidemezdik ki Akdeniz'e; göle deniz derdik; yazın tek eğlencemiz denize girmek; bir de yaz aylarında gelen seyyar sinemaydı.. Burası doğu değil, batı; il olarak Muğla!.. Devlet, batı diye ayrıcalık yapmamış. Her taraf ağa doluymuş; halk biat etmeyince ağalar ucamamışlar; göçmüş İstanbul'a.. Biz dönelim sinamaya... Sinema sahibi, aracıyla, tümü iki mahalle ve iki caddeden ibaret olan ilçeyi dolaşır akşam oynayacak filmin reklamını yapardı. Çocuklar da bu aracın peşinde koştururdu. Hiç bu koşuya katıldığımı hatırlamıyorum. Caddelerin her hangi bir yerinde bu konvoya rastladığımda durarak ilgiyle gözlemlediğimi hatırlıyorum. O yılların birinde; daha önceleri sinema alanı bir hanın arka bahçesinde iken bakkal Duran amcanın portakal bahçesinde açılan alana taşındığını hayretle gördük.. Yeni asılan tabelada da “Yeni Sinema” yazılıydı; duyduk ki; Duran amcanın şoför olan kardeşi  askerde sinema makinesini kullanmayı öğrenmişmiş ve Duran amca sinema makinesini tüm araç ve gereçleriyle satın almış ve isminin başına da “Yeni” sıfatını eklemiş.. Gel zaman git zaman “Yeni Sinema”da değişti: Parayı veren düdüğü çalar misali sinemanın adı 
yeni sahiplerince değiştirildi: “Ferah Sineması” oldu. Ama ülke sinema değil ki!

          Nereden çıktı bilmiyorum, çocuklar akşam, “Ferahlayacağız,” derlerdi kıkırdayarak. Sinemaya gideceklerini anlatırlardı böylece...

          Nereden nereye geldik?. Ama; Mustafa Kemal Atatürk’ün kurucusu ve ilk “Genel Başkanı” olduğu parti alınıp satılabilen bir kuruluş değildir ki! Hele, hele Türkiye!. Yani "VATAN!"  Bu ülkenin adı olan “Türkiye” sözcüğünü kimse kaldıramayacağı gibi herhangi bir sıfatta ekleyemez; çünkü bu VATAN Duran amcanın yazlık sineması benzeri değil ki!.
          Bu ülkenin sahipleri halktır: onlar da “Çılgın Türkler” dir.


1 yorum:

Unknown dedi ki...

Açıklama:Konu ve öykü eski... Sözcük yanlışları vardı!.. Onları düzelttim; esasa dokunmadım.Bence güzel bir "ıvır zıvır."